Bir ana, bir oğul, aynı acı akıbet
Esrar satın aldığı gerekçesiyle 2 Haziran 2010'da İstanbul Narkotik Şube Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alındı.
Emniyette çırılçıplak soyuldu.
Yüzü duvara dönük, uzun süre bekletildi.
Tokatlandı, hakarete uğradı.
Ağlama, çığlık sesleri, polislere yalvaran birilerinin sesleri kendisine dinletilerek "psikolojik işkence" yapıldı.
Eh.
Bakan çocuğu falan değildi neticede!
* * *
Serbest bırakıldıktan sonra, telefonla aranarak, ikinci kez emniyete çağrıldı.
4 Haziran günü ikinci kez emniyette gitti. Bu kez ifadesine bazı eklemeler yapıldı.
Emniyet için muhbirlik yapması istendi.
Normal.
Adı Rıza Sarraf falan değildi!
* * *
Polis tekrar çağırınca onu...
Dayanamadı.
24 Haziran'da evinin balkonundan atladı.
Oysa 28 yaşındaydı henüz.
ODTÜ'den 2009 yılında mezun olan, hayat umutla bakan bir mimardı Onur Yaser Can.
* * *
2010 yılında Onur'un başına gelenler çokça yazıldı çizildi aslında.
Örnekse...
Ece Temelkuran şunları yazmıştı:
"Hayat öylece bitiveren bir şey ise bir ülkede artık yaşayanlar tam olarak yaşıyor sayılır mı? Sayılmaz. Sayılmamalı. Onur Yaser Can'ın hikayesi içimizi yakıyor Tanıyanlar ne kadar naif olduğunu anlatıyor, nasıl ince cam gibi kırılgan. Nitekim kırdılar. Onur Yaser Can'ın hikayesi bu ülkede yaşayan herkesin eteklerine yapışacaktır. Öylesine ölüvermek olmamalı çünkü. Öylesine yaşamayan biri için hele..."
Arkadaşları inadına yaşattılar Onur'u.
Anısına bir internetten sitesi kurdular.
Gülen yüzünü yansıtan fotoğraflarını oraya koydular.
Ama ya ailesi...
Hele annesi.
Onun yüzünün gülmesi mümkün müydü bir daha!
Bu arada Onur Yaser Can'ın ifadesini alan iki polis memuru "evrakta sahtecilik" suçundan yargılandı ve 2'şer yıl 6 ay hapis cezası aldı fakat ne fayda...
Dün bir iki yerde küçük haberleri gördüm.
"Acaba" dedim.
"Hele bir yarın olsun" diye bekledim.
Çünkü inanmak istemedim.
Doğruymuş.
Onur Yaser Can'ın annesi Hatice Can dayanamamış yaşadığı azaba, ıstıraba.
O da, oğlu gibi hayatına son vermişti.
* * *
Şimdi...
Birilerinin hesap vermesi gerekli.
İbreti alem için bu hesabın cezası en ağır biçimde kesilmeli.
Yoksa yeni Onur'lar, aynı aşağılık eylemlere maruz kalmaya devam edecek karanlık dehlizlerde.
Yeni Hatice'lerin benzer acılara mahkum edilmesi hiç bitmeyecek.
* * *
"Otoyol yaptım" demek kolay.
Sanki sen taşıdın taşı sırtında?
Sanki parasını alnının teriyle sen kazanıp, verdin?
Fakat kürsülerde seçim nutku atarken, devletin yaptığı her şeyi madem sahipleniyorsun...
Yine devletin Emniyet Müdürlüğü'nde yaşanan kabusları da sahiplenmek zorundasın.
İstediğin kadar kaç...
Onur Yaser Can'ın da, Hatice Can'ın da iki eli; sonsuza kadar yakanda olacak.
http://feyzih.blogspot.com.tr/2014/03/anketciler-tokat-geliyor-3-mart-2014.html