"Karakolda ölüm"
"Karakolda kadına dayak"
"Polisin işkencelerine dayanamadı, kendisini pencereden attı"
"Polis, turist çifti böyle tokatladı"
"1 Mayıs gösterilerinde yere düşen kadını tekmeleyen polis, aranıyor"
"Polis, yine orantısız güç kullandı"
Ve daha binlercesi... Hiç kuşku yok ki bu haberlerin yaratıcısı polis ve polislerin bir türlü sınırı çizilemeyen meşruiyet alanıdır. Bu alanı tariflemeye çalışırsak... Bu öyle bir alandır ki, gece barda kocasıyla eğlenen kadını tekme tokat karakola götürür, orada da yerlerde sürükler, bir fanteziyi icra ediyormuşçasına şiddet eylemlerinize devam edersiniz. Orası sizin çöplüğünüzdür. Ve o çöplükteki bütün horozlar da ayaklarında o pisliği taşımaktadır. Öyle ki karakoldaki bir diğer meslektaşınız, ayağının dibinde yatan, hırpalanan kadını görür. Basit bir evrakın, bir dosyanın üstünden altlarmış gibi geçer gider. Çünkü şiddet, polisin uyguladığı prosedürlerden biridir. Yani o alanın tek hakimi, hatta savcısı sizsinizdir. Sizi uyaracak ne bir meslektaşınız vardır, ne de sizi bu eylemden alıkoyacak bir yaptırım. Vicdanınız da frenlerinden boşandıysa, her türlü vahşi içgüdünüzle baş başasınızdır.
Bu durumda polisin, gücü nereden aldığı ortadadır. Polis, hukuksuzluğunu devlete ve mevcut yargı sistemine borçludur. Zira bugün Festus Okey cinayetinin davası sonuçlanmış, fail Cengiz Yıldız, "taksirle adam öldürmek" suçundan yalnızca 4 yıl 2 ay hapis cezasına mahkum edilmiştir. Peki bu olay nasıl gelişmişti?
Bir gün Beyoğlu'nda gezen birkaç üniformalı adam, üzerinde üniforma olmayan zenci bir adam görür. Üniformalı adamlar, siyahi adamın renginden hiç hazzetmezler ve adamı Emniyet'in beşinci katına çıkarıp öldürürler. Mevzu bu kadar basittir.
Biz bunu akıl hocamız olan süper güçten öğrenmedik. Bu, bizim genlerimizde var. Bizim gibi olmayanı yok saymak, hatta gücümüz yetiyorsa -ya da arkamızda bizi kurtarmaya yetecek güç varsa- bizim gibi olmayanı yok etmek. Peki adalet sistemi ne için var? İnsanın insana kötülük yapmasını engellemek, engelleyemiyorsa cezalandırmak için. Ama en büyük insanlık suçlarından biri olan cinayet, adalet sistemi tarafından kusur olarak telaffuz ediliyorsa, verilen ceza da doğal olarak kulak çekmekten öteye gitmeyecektir. Evet, biz bu ülkede her gün, bu kusurlu insanların, kusurlu davranışları yüzünden birilerini ve bir şeyleri kaybetmekteyiz.
Onur Yaser Can'ı da böyle kaybetmemiş miydik? Evet, tetikte polisin parmak izi yoktu ama Onur, polisin ayak izlerinden kaçarken ulaşmıştı ölüme. Evet, bu ülkedeki insanlar polisin hukuksuzluğundan kaçmak için soluğu adliye koridorlarında almıyor. Kendilerini ölüme götürecek en yakın pencereye koşuyorlar, üniformasız olan her insan gibi çırılçıplak. Onur, yalnızca 20 günde, polisin eğer isterse insanı her şeyle suçlayabileceğini, ne yaparsa yapsın buna karşı koyamayacağını yani tek kurtuluşun ölüm olduğunu anlamıştı. Onur'un 20 gün içinde yazılıp sahneye konan intihar senaryosu nasıl yazılmıştı? Esrar kullanmak ve bulundurmaktan dolayı yakalanmış; cinsel, fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalmıştı. Onur, tam bitti derken yeniden içeri alınmış, aynı şiddeti tekrar yaşamıştı. En sonunda dilekçedeki "tarih hatası" gerekçe gösterilip tekrar çağrıldığında ise can hıraş acil çıkış koridorlarına koşar gibi pencereyi açıp kendisini boşluğa bırakmıştı.
Onur'un takipsizlik kararı verilen davasına ailesinin itiraz etmesi üzerine başlatılan yargı süreci devam ediyor, söz konusu polisler hakkında açılan dava ise Mart ayına ertelendi. Onur'un kendisini bıraktığı o boşluk; adalet tarafından doldurulmadığı sürece her birimiz için bir kurtuluş ümidi, bir seçenek olarak var olmaya devam edecek.
Polisin şiddetine tanık olarak gösterebileceğiniz hiçbir mesai arkadaşı yoksa, bunu görüntüleyen hiçbir kamera kayıtta değilse, ortada mağdurlara gözdağıyla imzalattırılan dilekçeler varsa, bu boşluk nasıl dolacak? Cübbe altından cop gösteren değil, vicdanından başka hiçbir şey giymeyen, hakimlerle dolacak. Mülkün temeline, devletin güdümündeki yargıyı değil evrensel adaleti koyarak; Onur gibi gençleri, Festus gibi göçmenleri ve barda eğlenen kadınları potansiyel suçlu olarak görmeden... Onur'un teslim olduğu boşluk, suçluları adaletin terazisine, üniformasız çıkarttığımız gün dolacak!
http://biletsiz.com/festus-onur-f-c/